Cilt Döküntüsü Ve Gül Hastalığı

Daha Çok Kişinin Haberdar Olması İçin Tek Tıkla Paylaş
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Cilt üstündeki kızarıklıklar ve kaşıntılı kabartılar cilt döküntüsü olarak adlandırılmaktadır. Cilt döküntüleri kronik olabileceği şeklinde çeşitli bulaşıklı hastalıklara bağlı olarak da ortaya çıkabilirler. Mesela suçiçeği ve kızamık şeklinde bulaşıcı hastalıkların niçin olduğu cilt döküntüleri kişinin hayatından yalnız bir sefer yaşayacağı cilt döküntüleridir. Sadece kronik cilt döküntüleri kişiyi sık sık rahatsız eden yaşam düzenini bozan hatta kişide ruhsal problemlere yol açabilecek cilt sorunlarıdır. Halk içinde gül hastalığı olarak malum “Rosa” hastalığı kronik bir cilt döküntüsü hastalığıdır. Ilk olarak yüzde belirtilerini gösteren bu cilt hastalığı yüz bölgesinde yaygınlaştıkça herhangi bir ağrı hissi vermese de kişinin dış görünüşünü etkilediğinden büyük bir sorun haline gelebilmektedir. Rosa hastalığı çoğu zaman 10-35 yaş aralığında görülmekle beraber öteki yaşlarda da görülme olasılığı vardır.

Gül Hastalığının İlk Belirtileri

Rosa  ilk olarak yanakların yan kısımlarında meydana gelmektedir. Buradan yüzün geniş ve görünen kısımlarına yayılmaktadır. Tüm yanak yüzeyi ve alın bölgesinin kaplandığı durumlar görülebilmektedir. Hastalık ufak sivilce benzeri kabartılar ile başlamaktadır. Kimi zaman tek bir iltihabi sivilce ile ortaya çıkabilmektedir. Yanma hissi oluşturan bu kabartılar ilk olarak kuruyup dökülür ve geriye kırmızımsı bir halka kalır. Bu emareler görülürken yüzde ısı ve yanma, damarların genişlemesine bağlı olarak yaygın bir yüz kızarması da bununla beraber seyreder. Rosa hastalığı belirtileri ile öteki cilt hastalıklarının belirtilerini birbiri ile karıştırmamak gerekmektedir.

Gül Hastalığının  Sebepleri?

Gül hastalığının görüldüğü cilt tipleri beyaz ve duyarlı olan ciltlerdir. Cilt gün içinde devamlı güneş ışınları ile temas eden dolayısıyla dış etkenlere en fazla açık olan kısımdır. Kişinin cilt yapısı güneşe hassasiyetini belirlemektedir. Çoğu zaman açık tende kişilerin güneşe hassasiyetleri daha çok olmaktadır. Kimi zaman güneşe karşı geliştirilen bu duyarlılık gül hastalığı belirtileri ile son bulabilmektedir. Cilt tiplerine güneşin tesirinin yanı sıra çeşitli mide hastalıkları, stres ve menopozun da gül hastalığına niçin olduğu bilinmektedir. Mide ülseri geçiren kişilerde gül hastalığı görülme sıklığı daha yüksek olmaktadır. Bunun sebebi ise tam olarak belirlenememiştir.

Gül Hastalığı Geçiren Şahıs Ne Yapmalıdır?

Yüzünde gül hastalığına bağlı döküntüler oluşmuş olan şahıs cildini kırılgan bir halde koruma altına almalıdır. Kabartı ve kızarıkların güneş ışığından maksimum düzeyde korunması gerekmektedir. Bunun için hekim tavsiyesi ile yüksek koruma faktörüne haiz olan güneş koruyucu kremler tercih edilmelidir. Kişinin kabartı ve döküntülere elini sürmemesi tavsiye edilir. Bu bölgeleri kaşımak ya da yolmak cildin daha fena hale gelmesinden başka bir işe yaramayacaktır. Bunun haricinde yüzü kurutan sabunlar ya da tonikler yerine asit içinde ne olduğu düşük, akneli cilt yapısına uygun nemlendiriciler kullanılması gerekmektedir. Gül hastalığı tedavisi uzman bir hekime danışmadan yapılmamalıdır.

Gül Hastalığında Tıbbi Tedavi

gul-hastaligi

Cilt döküntülerinde, kişinin lezyonların ilerlemeye başlamasından ilkin bir cildiye uzmanından yardım alınması tavsiye edilmektedir. Bilhassa gül hastalığında erken teşhis ehemmiyet taşımakta bundan dolayı hastalık belirli bir süre sonrasında kronik hale gelebilmektedir. Tıbbi tedavi olarak çoğu zaman damarları daraltıcı kremler uygulanmaktadır. İltihabi lezyonlar fazlaca büyük değil ise antibiyotik özelliği taşıyan kremler ile dışarıdan tedavi uygulanır. Sadece lezyonlar oldukca büyümüş ise ağızdan antibiyotik ilaç tedavisi uygulanmaya başlanır.

Gül Hastalığı İçin Alternatif Tıp

Bilinmiş olduğu şeklinde eczanelerde satılan ilaçların etken maddelerinin büyük bir çoğunluğu bitkilerden elde edilmektedir. Bitkiler yüzyıllar süresince hastalıkların tedavisinde kullanılmıştır. Rosa hastalığına bitkisel çözüm için en yaygın kullanılan bitkiler at kestanesi, üzüm çekirdeği, Reishi mantarı, karahindiba ve Santella bitkisi olmaktadır. Bu bitkiler cildi rahatlatma özelliğine haizdir ve Rosa hastalığı için kullanılan kremler içinde çoğu zaman bu bitkilerin özleri kullanılmaktadır. Sadece bu bitkiler ile hazırlanacak kürlerin uzman doktor kontrolünde tıbbi tedaviye destek olarak kullanılması tavsiye edilir.

Gül Hastalığında Lazer Tedavisi

Bilinmiş olduğu şeklinde gül hastalığı yüzdeki damarların genişlemesine yol açmaktadır. Bu durum kronik bir hal aldığında yüzde devamlı kızarık, yanmış bir görüntü mevcut olmaktadır. Genişleyen bu damarların daraltılması  kızarıklığın giderilmesi açısından önemlidir. Bunun için Rosa hastalığına lazer tedavisi uygulanabilmektedir. Sadece bu tedavinin güneş ışınlarının zararı dokunan tesirinin minimum olduğu kış aylarında yapılması gerekmektedir. Aksi halde yüz bölgesinde yeni lekeler oluşacak hatta yeni damarlar belirecektir.

Cilt Döküntüsü Ve Gül Hastalığı